Mavi Vatan’ın Stratejik Koruyucusu: HİSAR Sınıfı Açık Deniz Karakol Gemileri ve Değişen Deniz Harp Doktrini
1. Giriş: Stratejik Bir Enstrüman Olarak HİSAR Sınıfı
Türk Deniz Kuvvetleri’nin “Açık Deniz” vizyonu, yalnızca yüksek tonajlı fırkateynlerle değil; aynı zamanda operasyonel maliyeti düşük, ancak ihtiyaç halinde vuruş gücü artırılabilecek esnek platformlarla sürdürülebilir bir nitelik kazanmaktadır. HİSAR sınıfı Açık Deniz Karakol Gemileri (ADKG), MİLGEM projesinin teknolojik mirasını bir adım öteye taşıyarak “Kuvvet Ekonomisi” (Force Economy) prensibini doktrinel bir zorunluluk haline getirmektedir.
Bu platformlar barış zamanında Mavi Vatan sınırlarında sürdürülebilir bir varlık gösterirken; kriz tırmanması senaryolarında “yerinde hazır” (fit-for-but-not-with) yaklaşımıyla tasarıma gömülü altyapı üzerinden daha muharip bir profile yaklaşabilmektedir. Bu dönüşüm, geminin doğası gereği tam bir korvet/fırkateyn rolüne “eksiksiz” evrilmesi anlamına gelmez; fakat belirli görev kümelerinde caydırıcılığı yükseltebilecek bir esneklik alanı yaratır.
Projenin ilerleyen safhalarında dikey atım sistemleri ve milli hava savunma füzeleriyle standart donanıma geçilmesi planlanmakta; ilk gemiler ise bu entegrasyon için “yerinde hazır” altyapı ile inşa edilmektedir.

Stratejik Özet
- Harekât Tasarımı: Barış ve gerginlik dönemlerinde düşük maliyetli deniz denetimi; harp durumunda ise ağ merkezli yeteneklerle desteklenen muharip katkı.
- Kuvvet Yapısı Değişimi: Ekonomik ömrünü tamamlamış Burak sınıfı korvetlerin yerini alarak modernizasyon döngüsünde maliyet-etkin bir güç projeksiyonu sağlar.
- Caydırıcılık: Enerji jeopolitiği ekseninde sismik/sondaj faaliyetlerinin korunması ve A2/AD (Erişimi Engelleme/Alan Denizi) kurgularına “sürdürülebilir varlık” desteği.
2. Görev Profili ve Operasyonel Mimari
HİSAR sınıfı, hibrit bir sevk sistemi olan CODLOD (Combined Diesel or Electric) konfigürasyonu sayesinde 4.500 deniz mili menzil ve 21 gün ikmalsiz seyir kapasitesine sahiptir. Bu mimari düşük süratlerde yakıt ekonomisi ve düşük akustik iz avantajı üretirken; ihtiyaç halinde 24 knot azami sürat seviyesine çıkabilir.
Bu gemi, “bağımsız devriye platformu” olmanın ötesinde; kuvvet odaklı bir ağın düğüm noktası olarak tasarlanmıştır. Buradaki kritik ayrım şudur: Ağ merkezli mimari, platformun “fiziksel hızını” artırmaz; fakat durumsal farkındalığı, hedef bilgisi paylaşımını ve angajman döngüsünü hızlandırarak kuvvet etkisini büyütür.
Temel Görevler
- İstihbarat, Gözetleme ve Keşif (ISR)
- Arama ve Kurtarma (SAR)
- Terörizmle Mücadele ve Özel Harekât Desteği
- Deniz Denetimi ve Kaçakçılıkla Mücadele
İkincil / Muharip Görevler
- Deniz-Hava Harekâtı (Helikopter ve GİHA operasyonları)
- Deniz nakliyatının korunması
- Asimetrik tehdit savunması ve DSH (Denizaltı Savunma Harbi) desteği
- Elektronik ve akustik harp farkındalığı/katkısı
3. Tasarım Mirası ve “Yerinde Hazır” (Fit-for-but-not-with) Felsefesi
HİSAR sınıfının mimari genetiği, ADA sınıfı korvetlerin düşük radar kesit alanı ve optimize edilmiş tekne formu yaklaşımıyla ilişkilidir. Ancak platformun asıl doktrinel farkı, “yerinde hazır” tasarım felsefesinde somutlaşır.
“Yerinde Hazır” nedir?
“Yerinde Hazır” (Ready-in-Place), geminin barış zamanında daha sade/ekonomik bir konfigürasyonda işletilmesine; kriz veya savaş tırmanmasında ise önceden entegre altyapı sayesinde belirli sistemlerin daha hızlı ve düşük tadilat ihtiyacıyla eklenebilmesine imkân veren bir mühendislik yaklaşımıdır.
Bu dönüşümün temel mekanizmaları:
- Yapısal ve teknik altyapı hazırlığı: Silah/sensörler gemide takılı olmasa bile; alan, ağırlık payı, güç altyapısı, kablolama, konsol yerleşimi gibi gereksinimler tasarıma baştan gömülür.
- Hızlı ölçeklenebilirlik: Krizde, ön hazırlığı yapılmış sistemlerin gemiye entegrasyonu ağır tadilat ihtiyacını azaltır.
- Yazılımsal modülerlik: ADVENT gibi SYS altyapıları, yeni eklenen bileşenlerin sisteme daha hızlı “tanıtılmasını” kolaylaştırabilir (bu, kinematik hız kısıtını telafi etmez; sadece entegrasyon ve angajman süreçlerini hızlandırır).
- Ekonomik ve operasyonel verimlilik: Barış zamanında karmaşık ve bakım maliyeti yüksek sistemleri sürekli taşımadan görev icrası ile yaşam döngüsü maliyetlerini düşürür.
Bu felsefenin sağladıkları
- Hafif korvet yaklaşımı (sınırlı ölçekte): Krizde silah/sensör yükü artırılarak muharip katkı genişletilebilir.
- Lojistik sürdürülebilirlik: MİLGEM mirasıyla personel aşinalığı ve parça ortaklığı idame maliyetlerini aşağı çeker.
- Modüler beka: Tehdit algısına göre ömür devrinde güncellenebilirlik.

4. Savaş Durumunda Silahlandırılabilirlik: Mevcut Durum, Yükseltme Alanı ve Yapısal Sınırlar
Mevcut Konfigürasyon (Devriye Optimizasyonu)
- 76 mm ana top
- Yakın hava savunma sistemi (CIWS)
- Hafif silah istasyonları
- Temel radar ve elektro-optik sistemler
Bu yapı düşük yoğunluklu tehditlere karşı yeterli bir temel oluşturur; ancak yüksek yoğunluklu deniz-hava füze ortamı için sınırlıdır.
Hava Aracı Yetkinliği
- Helikopter kabiliyeti: S-70B Seahawk gibi ağır sınıf helikopterlerin iniş-kalkışına uygun.
- GİHA (Gemiye Konuşlu İHA) altyapısı: 1 adet GİHA için kontrol üniteleri ve konuşlanma alanı; ufuk ötesi gözetleme ve hedef tespit zincirine katkı.

Potansiyel Yükseltmeler (Doktrinsel Tercih Alanı)
- Rezerv alanlar: Tasarımda ilave silah/sistemler için fiziksel alan potansiyeli bulunabilir; fakat bunun operasyonel değere dönüşmesi yalnız “boş güverte” ile değil; sensör, savaş yönetimi ve güç altyapısı uyumuyla mümkündür.
- ATMACA entegrasyonu: Teorik olarak mümkün olabilecek bu adım, geminin rolünü “OPV” çizgisinden “hafif taarruz” çizgisine yaklaştırır. Bu, teknik olduğu kadar doktrinel bir tercihtir.
- Kısa menzilli hava savunma (VLS/RAM benzeri): Hayatta kalma oranını artırır.
- Modüler silah yaklaşımı: Görev paketleri fikri, maliyet-esneklik dengesini güçlendirebilir; fakat stok/lojistik, entegrasyon standardı ve eğitim yükü gibi ikinci dalga maliyetler doğurur.
- Elektrik ve güç altyapısı: Yükseltme kapasitesinin gerçek sınırı çoğu zaman güverte alanı değil; elektrik üretim/dağıtım ve ısı yönetimi kapasitesidir. Yüksek enerjili sensörler veya ek VLS entegrasyonu, güç bütçesi analizi gerektirir.
Temel Soru ve Dengeleyici Cevap
Soru: HİSAR sınıfı, kriz tırmanması halinde hafif silahlı devriye gemisinden sınırlı savaş kabiliyetine geçebilir mi?
Cevap: Kısmen evet. Ancak tam anlamıyla korvet/fırkateyn rolüne evrilmesi, platformun hız, beka katmanı, sensör/silah yoğunluğu ve güç altyapısı gibi yapısal sınırlarıyla karşılaşacaktır.
5. 24 Knot Sürat Meselesi: Kazanç, Dezavantaj ve Operasyonel Sonuçlar
HİSAR sınıfının 24 knot azami sürati, modern fırkateyn/korvetlerin 29–30+ knot seviyelerine göre düşük görünür. Bu, geminin tasarım rolüyle uyumludur; ancak beka ve görev grubu uyumu açısından net ve objektif biçimde ele alınmalıdır.
A) Kazanç: Ekonomi, Menzil, Düşük Akustik İz
- Kuvvet ekonomisi: Rutin devriye yükünü ana muhariplerden alır; fırkateynlerin gövde ömrünü ve işletme maliyetini korur.
- Ekonomik seyir optimizasyonu: 12–15 knot bandında menzil/denizde kalış hedefleri için verimli bir profildir.
- CODLOD’un sessizlik katkısı: Düşük-orta süratlerde akustik izi yönetmeye yardımcı olur; sürat yükseldikçe pervane/akış kaynaklı etkiler artabilir ve sessizlik avantajı azalabilir.
B) Kritik Dezavantajlar
- Yüksek süratli tehditlere karşı beka: 24 knot; kamikaze İDA’lar ve süratli hücumbotlar gibi tehditlerde “manevra ile sıyrılma” alanını daraltır. Bu açık, “hızla kaçmak” yerine erken tespit + güçlü öz savunma (CIWS vb.) + angajman disiplini ile yönetilmek zorundadır.
- Filo uyumu ve Optempo: 30+ knot süratli görev gruplarında HİSAR sınıfı bazı senaryolarda hız darboğazı oluşturabilir. Bu nedenle planlama, platformu “yüksek süratli eskort” rolüne zorlamadan doğru görev/doğru pozisyon yaklaşımıyla yapılmalıdır.
- Kavramsal netlik: “Kriz anında muharip katkı” iddiası, 24 knot sınırı nedeniyle özellikle DSH takibi ve torpido sakınma gibi alanlarda doğal sınırlara sahiptir. Bu yüzden söylem, “tam muharip muadili” değil; sınırlı görev alanı genişlemesi olarak kurulmalıdır.
C) Orta Seviye Operasyonel Zayıflıklar
- Time-to-Station: 24 vs 30 knot farkı, uzak sahalarda saatler düzeyinde gecikme yaratabilir; bu, kriz dinamiğinde önemlidir.
- CODLOD geçiş/ivmelenme profili: Elektrikten dizele geçiş ve 10 knot’tan 24 knot’a çıkış süresi, tehdit reaksiyonu açısından kritik bir parametredir.
D) Yanılgı Üretmemesi Gereken Net Ayrım
- Ağ merkezli harp, gemiyi hızlandırmaz; sadece bilgi paylaşımı ve angajman döngüsünü hızlandırır.
- Veri bağıyla rol paylaşımı mümkün olsa da, düşük sürat platformun pozisyon alma/konum üstünlüğü üretmesini otomatik olarak sağlamaz.
6. Teknoloji ve Sensör Mimarisi: Ağ Merkezli “Kuvvet Odaklı” Katkı
Platformun muharebe etkisini büyüten çarpan, ADVENT Savaş Yönetim Sistemi (SYS) ve KEMENT veri bağı mimarisidir. Bu yapı HİSAR sınıfını tekil platform olmaktan çıkarıp kuvvetin bir parçası haline getirir: hedef bilgisi paylaşımı, müşterek angajman resmi ve durumsal farkındalık üzerinden “tek gemi” yerine “kuvvet etkisi” üretir.
Öne Çıkan Sensör Sistemleri
- MAR-D 3D Arama Radarı: TCG AKHİSAR ve KOÇHİSAR için seçilen 3B tespit kabiliyeti.
- YAKAMOS 2020: Karinaya monteli milli sonar ile DSH entegrasyonu.
- Piri-KATS ve AHTAPOT-S: 360° IR/EO arama ile pasif tespit kabiliyeti.
- YELKOVAN: Elektronik harp destek ile radar tehdit farkındalığı.
7. DSH Yetkinliği: “Avcı” Değil, Sensörle Güçlendirilmiş “Bekçi” Rolü

HİSAR sınıfı ADKG’ler barış zamanı devriye odağında tasarlanmış olsalar da modern sensörleriyle DSH görevlerine katkı verebilir. Ancak burada kavramsal ayrım nettir:
- ADA sınıfı korvetler DSH’de daha “avcı (hunter)” rolüne yakındır.
- HİSAR sınıfı ise sensörle güçlendirilmiş “bekçi/sentry” rolünde; DSH’de kuvvete destek ve alan farkındalığı sağlayan bir çerçevede konumlanır. Hisar sınıfında diğer yetkinlikler gibi DSH yetkinliğide yerinde hazır konsepti ile arttırılabilir mimaridedir.
A) Tespit Yeteneği
- YAKAMOS 2020 (karinaya monteli sonar): Su altı hedef tespiti/teşhisi.
- DÜFAS (çekilebilir sonar): Özellikle daha uzak ve sessiz hedeflerde tespit imkânını genişletir.
B) İmha/Müdahale Yeteneği ve Kritik Fark
Kaynaklardaki konfigürasyonlara göre HİSAR sınıfında torpido kovanları bulunmamaktadır. Bu, ADA sınıfı ile en temel ayrımlardan biridir. HİSAR sınıfında su altı harbi yaklaşımı:
- 2 adet 6’lı DSH roket fırlatma sistemi (SDW) ile müdahale,
ve helikopter üzerinden denizaltı avına katkı (varsa görev konfigürasyonuna göre).
8. Silah Konfigürasyonu: Devriye Modundan Muharip Katkıya
HİSAR sınıfı standart devriye görevleri için optimize edilmiş ateş gücüne sahiptir. Metindeki kritik teknik nüans şudur: MİDLAS Dikey Atım Sistemi (VLS) ve HİSAR-D RF entegrasyonunun projenin üçüncü gemisinden itibaren standart hale gelmesi öngörülmektedir. İlk iki gemi ise bu sistemler için “yerinde hazır” altyapıyla inşa edilmiştir.
Silah Bileşenleri ve Operasyonel Rol
- Ana Silah: 76mm MKE Milli Deniz Topu (hava ve suüstü hedefleri)
- Hava Savunma: GÖKDENİZ CIWS (yakın savunma) + HİSAR-D RF (VLS altyapısı)
- Vuruş Gücü: 8 adet ATMACA G/M (KEMENT entegreli) + UMTAS lançerleri
- Yakın Savunma: 12.7mm STAMP / TARGAN UKSS
- DSH Yeteneği: 2 adet 6’lı DSH roket lançeri

9. Endüstriyel Mimari ve Program Kilometre Taşları
ASFAT ana yükleniciliğinde yürütülen proje, Türk gemi inşa sanayiinde üretim temposu açısından dikkat çekici bir örnek olarak sunulmaktadır. İlk sac kesiminden 17 ay sonra iki geminin aynı kızaktan aynı anda denize indirilmesi, üretim kapasitesinin ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından önemlidir.
Kronolojik Proje Takvimi
- Ağustos 2021: TCG AKHİSAR ilk sac kesimi ve inşa başlangıcı
- Kasım 2022: TCG KOÇHİSAR’ın kızağa konulması
- Eylül 2023: Çift gemi denize indirme (AKHİSAR ve KOÇHİSAR)
- Aralık 2024: TCG AKHİSAR’ın ilk seyrini gerçekleştirmesi
- 3 Aralık 2025: Romanya’ya ihracat sözleşmesinin imzalanması ve TCG SEFERİHİSAR’ın (AKHİSAR’ın yerine) daha üstün yeteneklerle inşasının duyurulması
- Mayıs 2026: TCG KOÇHİSAR’ın envantere giriş hedefi
10. Küresel Karşılaştırma: OPV Trendleri
Bu bölümde amaç “teknik tablo yarışı” değil; OPV’nin dünya donanmalarında hangi doktrinel role evrildiğini göstermektir.
10.1 River-class offshore patrol vessel | Sürekli Varlık ve Maliyet Disiplini
İngiliz yaklaşımında OPV, ağır muharip gemilerin yerini almak için değil; sürekli bayrak gösterme, denetim ve düşük maliyetli devriye için vardır. Minimalist silahlanma, “savaşı önleyen varlık” fikrini besler.
10.2 Gowind-class offshore patrol vessel | Modülerlik ve İhracat Esnekliği
Fransız çizgisinde OPV, “tek tip” olmaktan çıkar; müşteri ihtiyacına göre sensör/silah paketi ölçeklenebilir bir ürüne dönüşür. Burada konsept: aynı platform ailesinden farklı yoğunlukta güç üretmek.
10.3 Thaon di Revel-class patrol vessel | Hibrit ve Yükseltilebilir Platform
İtalyan PPA yaklaşımı, OPV ile fırkateyn arası bir “yoğunluk skalası” kurar. Düşük yoğunluk konfigürasyon, barış zamanı görevlerini yaparken; kriz tırmanmasında daha ağır yeteneklere yaklaşabilecek bir tasarım mantığı taşır.
10.4 OPV Evriminin Ortak Sonucu
Küresel eğilim, OPV’yi “ikincil platform” olmaktan çıkarıp; gri bölge rekabeti, enerji altyapısı güvenliği ve sürekli varlık için stratejik bir araca dönüştürmektedir.
10.5 HİSAR Sınıfının Konumu
HİSAR sınıfı; minimalist “saf devriye” anlayışı ile modüler “ölçeklenebilir güç” anlayışı arasında, denge arayan bir hatta konumlanır.
11. Küresel Etki: Romanya İhracatı ve Pazar Konumlandırması
HİSAR sınıfının Romanya’ya ihracı (yaklaşık 223 milyon Euro tutarındaki sözleşme), Türkiye’nin ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesine muharip savaş gemisi satması bakımından stratejik bir eşik olarak değerlendirilmektedir. Bu satış; “yüksek ateş gücüne sahip düşük maliyetli hafif korvet” konseptinin uluslararası rekabet gücüne işaret eder.
TCG AKHİSAR’ın ihracatı sonrası, Türk Donanması için İstanbul Tersanesi Komutanlığı'nda inşa edilecek TCG SEFERİHİSAR’ın selefinden daha üstün sensör ve silah kapasitesiyle donatılmasının duyurulması, platform ailesinin “kuvvet çarpanı” etkisini pekiştirme yönünde bir adım olarak okunabilir.
12. Eleştirel Değerlendirme
Hava Savunma Katmanı
Alan hava savunma kabiliyeti sınırlıdır. Yüksek yoğunluklu çatışmada hava tehdidine karşı kırılganlık riski taşır; bu durum, görev konsepti ve kuvvet planlamasıyla yönetilmelidir.
Yüksek Yoğunluklu Çatışma Riski
Modern füze ortamında OPV’ler ağır hasar riski taşır. Sensör ve silah yoğunluğunun sınırlı olması, “muhrip/fırkateyn muadili” beklentisini yanlış kılar.
Korvet Yerine OPV Tercihi Tartışması
Kaynak tahsisi tartışması burada başlar: Daha fazla korvet mi, daha fazla OPV mi?
Cevap, platform sayısı ile harp yoğunluğu kapasitesi arasındaki dengeye bağlıdır.
Sürat ve Eskort Uyumu (Hız Darboğazı Riski)
24 knot maksimum sürat, 30+ knot hıza sahip görev gruplarında operasyonel tempoyu aşağı çekebilir. Bu nedenle HİSAR sınıfının “doğru görev seti” içinde kullanımı kritik önemdedir.
Tüm bu değerlendirmelerin yerinde hazır altyapısının uygulanabilirliğine bağlı olarak farklılaşabileceğini unutmamak gerekir.
13. Sonuç: Hibrit Deniz Gücü Mimarisinde HİSAR Sınıfının Yeri
HİSAR sınıfı, modern deniz harbindeki “Force Multiplier” ihtiyacına modüler bir yanıt üretmektedir. Ağ merkezli harekât kabiliyeti ve “yerinde hazır” yaklaşımı, bu gemileri yalnızca devriye platformu olmaktan çıkarıp; belirli kriz senaryolarında kuvvete muharip katkı sağlayabilecek esnek oyuncular haline getirir.
Bununla birlikte; sürat kısıtı, görev grubu uyumu ve yüksek yoğunluklu çatışma beka katmanı gibi unsurlar, platformun rolünün gerçekçi tanımlanmasını zorunlu kılar: HİSAR sınıfı, fırkateynlerin yerini almak için değil; fırkateynleri “doğru işe” ayırmak ve Mavi Vatan’da sürdürülebilir varlık üretmek için tasarlanmış bir kuvvet ekonomisi aracıdır.
Analizi şu stratejik soruyla tamamlamak yerinde olur:
Maliyet-etkin ve modüler platformlar, geleneksel ve pahalı fırkateyn merkezli donanma yapılarının yerini tamamen alabilir mi; yoksa deniz gücü projeksiyonu için bu iki konseptin hibrit birlikteliği kaçınılmaz bir zorunluluk olarak mı kalacaktır?





